Haber:
     
TÜRKİYE, MEVCUT SORUNLAR VE ÇÖZÜM YOLLARI ÜZERİNE GENEL BİR BAKIŞ-SWOT ANALİZİ Yazdır E-posta
Pazar, 12 Şubat 2012
GÜÇLER

1- 65     milyonun üzerinde nüfus
2- Nüfusun yarıdan fazlasının genç olması (Nüfusumuzun yaklaşık olarak %50si 25 yaş altındadır.Seçmen ve potansiyel seçmen olan 15-24 yaş arası bir toplum kesimi nüfusun %21 ini oluşturmaktadır.Bu oldukça genç ve dinamik bir nüfusa sahip olduğumuzu göstermektedir.Avrupa’da bu denli genç işgücüne sahip bir başka toplum bulunmamaktadır.
3-Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratekojik konumu.Türkiye konumu gereği geçmişte olduğu gibi gelecekte de Amerika ve İsrail’in en büyük müttefiki olacaktır.Yakın gelecekte olası Rusya-Çin-Hindistan ekonomik ve askeri birliğini bıçak gibi kesen bir Türkiye ve onun müttefiki Türkiye Cumhuriyeti Amerika için büyük önem taşımaktadır.Bu önem ülkemizi çok önemli bir konumda kılmaktadır.
4-Sahip olunan askeri güç.Ülkemiz bölge ülkeleri  itibariyle en güçlü ve vurucu orduya sahiptir.Ateş gücü oldukça yüksek olan ordumuz, müttefikleri için de rahatlatıcı ve güvenilir güç olmaktadır.
5- Su ve enerji kaynakları.
6- Gap projesi ve bölgenin Ortadoğu’nun tarım başkenti olma durumu.
7-Zengin yer altı ve yer üstü kaynakları.
8- Zengin tarihsel ve kültürel gelişim
9- Gelişmekte olan vatan severlik bilinci
10- Desteklendiğinde oldukça üretken ve rekabetçi olan özel sektör ekonomisi
11- Aktive edildiğinde faydalı olabilecek yetişmiş, iyi eğitimli ve nitelikli insan kaynağı
12- Gençliğin sahip olduğu reformist, yenilikçi ve gelişmeci bakış açısı, hava
13- Toplumsal kavgaların ve ayrılıkların sona ermiş ya da ermek üzere olması
14- Toplumun her kesiminde kalkınmaya  ve bir bütün olarak güçlenmeye duyulan büyük özlem
15- Mevcut siyasi yapı ve siyasetçilere olan güvensizlik( yeni siyasi oluşumlara ve örgütlenmelere verilebilecek destek)
16-Uzun dönemde ülke çıkarlarının Amerika’nın çıkarları ile örtüşmesi
17 Ülkede bulunan siyasi, sosyal, ekonomik girişimcilik gücü ve potansiyeli
18-İş dünyasının gençliğe duyduğu güven ve verdiği destek.
ZAYIFLIKLAR

1-Mevcut siyasi ve devlet adamlarının basiretsizliği, beceriksizliği, yeteneksizliği, cesaret ve vizyon eksikliği
2-Demokrasi ve insan hakları konularında gelişme gösterememe
3-Toplumsal uzlaşma ve bütünleşmenin engellenmeye çalışması
4-Siyasal, sosyal ve ekonomik alt sistemleri barındıran ana sistemin ciddi reformlara ve iyileştirmelere ihtiyaç duyması
5- Siyasal Partiler Yasası ve Seçim Yasalarının yetersizliği, ülke gerçeğine uygun yasaların teori ve uygulamada aktif hale getirilmemesi
6-Mevcut yargı sisteminin ve yasaların yetersizliği.Yargı bağımsızlığının bir türlü sağlanamaması
7-Siyasi Parti Liderlerinin zorlaması ile parti içi demokrasinin sağlanamaması ve bu konudaki yasal düzenlemeler
8- Halkımızın düşük eğitim seviyesi
9-Mali sistemimizin zayıflığı
10- Reel sektörün devlete ve devlet sektörüne bağımlılığı
11-Güçler ayrılığı ilkesinin tam olarak uygulanamaması
12-Ülkede denetim mekanizmalarının etkin ve verimli kurulmamış olması, kurumların birbirini denetler durumda olmaması-Amerika modeli
13-Halkın Atatürkçülük, din, sosyal adalet, milliyetçilik vb. duygularının siyasiler tarafından sürekli sömürülmesi ve bunların bazı partilerin tekeline alınmış olması
14-Milli stratejik planların yapılmaması veya yetersiz yapılması
15- Devlet yönetiminde şeffaflıktan uzak kapalı bir yönetim anlayışının güdülmesi
16-Ekonomide dışa bağımlılık, ulusal ekonomik politikaların devreye sokulmaması
17-Yanlış makroekonomik politikalar ( Bütçe, Maliye, Para Politikaları dahil)
18-Devlet yönetiminde popülist politikalar izlenmesi ve devletin zarara sokulması
19-Ürkek ve çekingen bir dış politika izlenmesi (Çizgi net değil,uzlaşmacı, barışçı politika  egemen kılınmalı,bağımsız olunmalı)
20-Türkiye’nin dış politika ve ekonomide Doğu ülkelerine sırt çevirmesi, iyi komşuluk ilişkileri kuramaması.
21- AB kriterlerini Türk toplumuna uygun şekilde uyarlama çalışmaları yapılması, bu nedenle bu kriterlerin olduğu gibi kabulü ve uygulanmasının mümkün gözükmemesi.Konuyu AB nezdinde tartışmaya açmak
22-Türk gençliğini ve sorunlarını ciddiye almayan siyaset ve devlet anlayışı.Gençliğin siyasete uzak bırakılması, ve geçliğin tam anlamıyla kaplara bölündürülmek veya yanlış yönlendirilmek suretiyle(Televole kültürü) pasifize edilmesi.( Kadın faktörü çok önemli)
23-Mevcut eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik yapılarının ve hizmetlerinin verimsizlik ve yetersizliği.Bu yapıların modern çağa ayak uydurabilecek durumda olması.
24- İş dünyası,siyasetçiler, bürokrasi, gençler ve halkın diğer kesimleri arasındaki kopukluk ve iletişim eksikliği.(Düşmanlıkları beraberliğe çevirme projesi hayata  geçmeli)
25-Teknoloji devrimini yakalamaya yönelik çalışmaların yetersizliği.( Sanayi devrimi kaçırılmıştır en azından bu son şans yakalanmalı ve değerlendirilmelidir.)
26- Ülkede inanılmaz boyutlara varan işsizlik ve beyin göçü
27-Siyaset ve siyasetçiye duyulan büyük güvensizlik
28-Ülkede sivil toplum örgütlerinin oldukça az olması, örgütlenmeye imkan verilmemesi,hatta engellenmesi, toplumun sesini duyurabileceği ve lobi yapabileceği mekanizma ve oluşumların bulunmaması
29-Türk dili, kültürü ve tarihinin unutulmaya yüz tutması, milli kimlik ve değerlerimizin kültür emperyalizmi ile yok edilmeye çalışılması.Ahlaki değerlerimizin çökmeye yüz tutması
30-Gençlerin boş vakitlerini değerlendirmeye yönelik aktivitelerin yetersizliği.Özellikle Büyükşehirlerde yeterli spor ve oyun alanlarının bulunmaması.Kulüp ve sosyal ortamların eksikliği.
31-Belediyelerin yetersiz hizmet vermesi,belediyecilik kanunlarının ve yapılarının yetersiz olması
32-Devlet kuruluşları ve belediyelerde anormal kadrolaşma hareketleri.
33-Yolsuzluk, rüşvet ve talanın ülkenin istisnasız her kurum kuruluşunda geniş anlamda bulunması, engellenememesi,ekonomiye verdiği zararlar
34-Büyük gelir adaletsizliği ve gelir dağılımında gittikçe büyüyen uçurum ( yanlış makroekonomi ve maliye politikaları sebebiyle)
35-Asker ve siyasetçi arasındaki kopukluk ve tartışmalar
36-Siyasi istikrar ve bütünlülüğün sağlanmaması, koalisyon hükümetleri,ayrılıkçı siyaset yapısı.
37-Devletteki yoğun bürokrasi ve baştan savmacılık
38-Devlet kurumlarının ve KİT’lerin inanılmaz boyutlara varan zararları
39-Özelleştirmede gösterilen basiretsizlik ve gecikme
40-Rekabetçi bir ekonomik yapının sağlanamamış olması
41-İhracatçı ve Turizmcilerin devletten yeterli desteği alamamaları
42-Ülkenin içine düştüğü ve giderek de daha ciddi boyutlara varan enerji darboğazı
43-Dürüst, halka güven verebilen siyasetçilerin ve siyasi partilerin olmaması
44-Yüksek enflasyon oranı ve verdiği tüm ekonomik,sosyal ve siyasal zararlar
45-Ülkeye hakim olan bunalım ve umutsuzluk psikolojisi
46-Devlette yoğun ve gereksiz istihdam, teknolojinin yeterli surette kullanılamaması
47-Devletin kurumları arasında süregelen koordinasyonsuzluk ve anlaşmazlıklar
48-Vergi sisteminin yetersizliği ve verimsizliği, iş dünyası üzerine getirdiği yükler
49-Yaşanmış krizlerin ülke ekonomisinde yarattığı olumsuz izler
50-Büyük şehirlere hız göç ve çarpık kentleşme
51-Hızla artan nüfus oranı ve doğum kontrolünde devlet politikalarının yetersizliği
52-Kırsal kesim insanının yaşadığı sıkıntılar,yönlendirilme eksikliği ve tarımda verim düşüklüğü
53-Devlet ile tarım sektörü arasında yaşanan koordinasyon eksikliği, bu kesime yönelik popülist yaklaşımların ekonomiye büyük yük getirmesi
54-Aşiretler ve gelecekte meydana gelmesi muhtemel aşiret-devlet anlaşmazlıkları, çıkar çatışmaları
55-Güvenlik güçleri ve devletin denetleme görevlileri arasında uyumsuzluk, işbirliği eksikliği
56-Devletin güvenlik güçlerinin ( polis jandarma) çağdaş ve son teknolojik gelişmeler ışığında yeniden yapılandırılması
57-Öretmen, polis, sağlık personeli ve akademisyenler gibi sosyal ve ekonomik yönden geri kalmış önemli sosyal grupların maddi ve manevi şartlarının iyileştirilmemesi.
58-Üniversitelerin bilgi aktaran kurumlardan daha çok bilgi ve bilim üreten kurumlar haline gelememesi
59-Devletin 93 yılından bu yana uyguladığı yanlış iç ve dış borç politikaları
60-Güneydoğuya devletin gereken yatırımı yapamaması( öncelikli sağlık ve eğitim), bu bölgede yeterli yatırım teşviklerinin uygulamaya konulmaması
61-Kamu yönetiminde kalitesizlik ve siyasi iradeye bağımlılık
62-Finanse edilmekte güçlük çekilen büyük kamu açıkları
63-Bir türlü kapatılamayan Cari işlemler açıkları
64-TSK’nin harcamalarının denetime tabi tutulmaması,verimsizlik ve israfın önlenememesi, daha modern ve düşük maliyetli bir ordu yapısına geçilememesi.(ordunun uzun dönem stratejileri ışığında ordudan gelecek görüş, talep ve onaya göre böyle bir yapılandırma yapılabilir.Milli güvenlik er türlü kavramın üzerinde önem arz etmektedir)
65-Gençlerin siyasi mücadele ve ülke yönetimine talip olmaması.
66-Kırsal alan,gecekondu ve özel durumlu gençliğin sorunlarına çözüm bulunamaması, bu kişilerin topluma kazandırılamaması
67-Türk ve dünya gençliğinin birbirlerinden kopuk olması ve birlikte sosyal oluşumlar kurmamaları
68-Ülke içinde muhtaç kimselere toplumun geri kalanı tarafından yeterli destek verilmemesi,toplumsal ve sosyal patlama eşiğine gelinmesi
69-Toplumsal barış ve kardeşlik için gerekli adımların atılmaması
70-Vizyonlu, koltuk sevdası olmayan liderlerle ve etkili,bilgili, deneyimli yöneticilerin her alanda eksikliği
71-Türk gençliğini bir araya getirecek sosyal oluşum ve faaliyetlerin bulunmaması, yapılmaması
72-“ Televole” ve “arabesk kültürün” Türk gençliğini ve toplum yapısını, kültür ve manevi değerlerini iyice tehdit eder hale gelmesi
73-Kuran’ın Türkçe yaygınlaştırılamaması ve güzel dinimizin toplum kesimlerince iyi anlaşılamaması
74-Türkiye Cumhuriyetlerine yönelik yetersiz siyasi, ekonomik ve kültürel politikalar izlenmeli, bu ülkelere gereken desteğin verilmemesi, kültür ve bilgi transferinin sağlanamaması,siyasi ve stratejik politikaların devreye sokulamaması
75-Temel insan hak ve hürriyetlerinin AB standartlarına yaklaştırılamaması
76-Dış Türkler( Asya ve Avrupa)
77-Partizan yerel ve üst yönetimler
78-Yazılı ve görsel medyada kartelleşme, belli siyasi grupların desteklenmesi
79-Ağır Bürokrasi( Aynı belgeler birçok kurum tarafından isteniyor, kurumsal yapılar ve resmi yetkiler kimi kez birbiri ile çakışıyor.Mevzuat sürekli değişiyor,açık, tek ve genel kabul görmüş idari uygulamalar yok)
80-Sosyal hakların yetişmiş iş gücüne dağılımı
81-Uzun dönemli belirli bir Türk dış siyaset stratejisinin bulunmaması
82-Halkın silahlanması,ruhsatlı ve ruhsatsız silah sayısının fazlalığı
83-Çevre koruma kanunları yetersiz,mevcutlarda iyi işletilmiyor, uygulanmıyor.
84-Halkın yargı önünde hakkını devlete karşı savunması zor, uzun ve zahmetli bir süreç gerektiriyor, çoğu kez vatandaş mağdur duruma düşüyor.
85-Sanatsal ve kültürel faaliyetlere verilen önem ve desteğin azlığı, halkın bu faaliyetlere fazla ilgisinin olmaması(eğitim ve sosyal yapı)
86-Şehir içi ve şehirler arası toplu taşıma ve ulaşım ağının yetersizliği(metro, demiryolu, hızlı tren)
87-Türkiye’nin fen ve tıp bilimlerinde, bilimsel araştırmalarda geri kalması,çağa uygun zorunlu ve yeni bilimsel çalışmaların yeterli oranda yapılamaması
88-Zengin yer altı ve yerüstü kaynaklarının çıkarılamaması işlenememesi
89-Madencilikle ilgili 4 ayrı bakanlık bulunması, koordinasyon eksikliği
90-Doğal afetler konusunda yetersiz önlem ve çalışmalar

FIRSATLAR

1-ABD’nin Orta Asya politikaları Türkiye için büyük bir fırsat yaratıyor.Türkiye bölgede siyasi inisiyatifi eline alabilir ve mevcut ekonomik koşullarını düzeltebilirse uzun dönemde ABD’ nin Orta Asya planlarında başrolü kapabilir.
2- AB üyeliği. AB üyeliğine aday olan Türkiye bu üyeliğin gerektirdiği kriterleri kendi konjonktürüne uygun bir perspektifle yerine getirebilirse,hem AB üyesi olur hem de zaten kendi başına dahi yapması gereken çağdaş reformları gerçekleştirmiş olur.
3-Önemli bir ticari geçiş yolu olma durumu.Türkiye gerekli teknik ve yapısal reformları gerçekleştirebildiği taktirde mevcut coğrafi ve ekonomik konumu gereği Orta Asya ,Orta Doğu ve Kafkaslar ile Avrupa arasındaki ticari bir köprü görevi görebilir.AB üyesi olmayı başarmış Türkiye, bu bölgelerden ucuz hammadde ve ara malları temin ederek bunları işleyip AB’ne satabilir.
4-Türkiye’den geçecek olan doğalgaz ve petrol boru hatları
5-İslam Ülkeleri arasında etkisini ve gücünü arttırma şansı.İslam Ülkelerinin liderliğini elde etmek üzere çalışmak
6-İyi yetişmiş, bilgili, dünya ile iletişim içinde, tecrübeli ve dürüst kişilerin( ağırlıklı gençler) oluşturduğu bir siyasi hareketin iktidar olması için uzun dönemde gerekli şartların varolması
7-Mevcut jeostratejik konumu gereği yakın gelecekte tüm dünyada ihracat lideri olmayı planlayan Çin’in AB’ne ihracat planlarını rekabet yolu ile engelleyebilme şansı.(Gerekli teknoloji ve altyapı yapıldığı taktirde) .Bu ABD’nin de stratejileri ile bağdaşan bir fırsattır.
8-Dünya ile entegrasyona yatkın, geniş bir vizyona sahip,bilinçli bir genç kuşağın oluşmaya başlaması.
9-Güneydoğuda ve Doğuda halkın devlete sıcak bakmaya başlaması,devletin bölgede her geçen gün daga etkili hale gelmesi ve yöre halkının devlete artan oranlarda vermeye başladı destek
10-Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine yönelik ekonomik ve sosyal iyileştirme stratejilerinin uygulanılabilir olması.(Spor, kültür ve eğlence turizmi)


TEHDİTLER

1-Rusya,İran ve Çin’in milli çıkarlarımıza aykırı dış politika stratejileri ve saldırgan tutumları
2-Yakın bir gelecekte patlaması muhtemel bir Ortadoğu su sorunu
3-Ülkemize yönelik iç ve dış terörizm faaliyetleri (PKK, Hizbullah, Dev-Sol, IBDA-C, vs)
4-Dış mikropların etkisiyle dönemsel olarak alevlenen ve harekete geçirilen toplumsal kavga ve kutuplaşmalar (Laik-Anti-laik, Sağ-Sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt, vs)
5-Yolsuzluk ekonomisinin büyümesi,ekonomiye ve sosyal adalete darbe vurur hale gelmesi
6-Amerika,İran, Çin ve diğer belli başlı ülkelerin silahlanmaya hızla devam etmesi,silah üretiminde teknolojik gelişmeler sağlamaları, geleceğin ordularını şimdiden kurmaya başlamaları.Buna karşın Türkiye henüz geleceğin ordusunu ve silah teknolojisini geliştirmeye yönelik çalışmalara başlamadı
7-Milli bir savunma sanayimizin bulunmayışı, silah alımında dışa bağımlılık
8-AB ülkelerinden bazılarının Türkiye’nin AB üyeliği konusunda takındığı olumsuz tavır
9-Mevcut ve gelecekte varolabilecek vizyonsuz, basiretsiz ve ihtiraslı devlet adamlarının ve siyasetçilerinin ülke yönetiminde olması ve bir süre daha yönetimde kalmaları ihtimalinin varlığı.Bu sebeple ülkemiz ve insanlarımız tarafından kaçırılabilecek fırsatlar
10-Gençliğin despotizm ve “magazin” kültürü ile bastırılması,siyasetten ve ülke meselelerinden uzak tutulması
11-Ülkemizin uzun dönemde kaderini tayin edecek ve kısa dönemde önünü açacak “ strateji üreten kurumlarının” olmaması
12-Gençliğin milli ve ahlaki değerlerinin mevcut sistemin kasıtlı veya kasıtsız iyi işletilmeyen olumsuz ve kötü yanları ile yok edilmeye başlanması
13-Kendi içinde dahi rekabetten uzak, dünya ile rekabet gücünü hızla kaybeden reel sektör
14- Yanlış ekonomi politikaları ile dış bağımlılığı artıran ve orta-uzun vadeli milli egemenliğe zarar verecek basiretsizlikler içinde olan siyasi iktidarlar ve onların destekledikleri ekonomik yönetimleri.
15-Kapalı devre,güven vermeyen, çürümeye yüz tutmuş devlet yönetimi,yapılanması ve hizmet anlayışı
16-Halk devlet içindir anlayışı ve bunun getirdiği olumsuzluklar
17-Dünyada genel kabul gören ve kitlelerin üzerinde uzlaştığı Demokratik, Laik, liberal çizgiden sapmayan, bu çizgiyi yıkmaya yönelik politikalar.
18-TSK’ nın ülke yönetimine ve Cumhuriyetin temel değerlerine yönelik haklı endişelerinin siyasi mekanizmalar  üzerinde çoğu kez olumsuz  etkilemesi( askerin “mevcut siyasilere” haklı olarak güvenmemesi nedeniyle)
19-Dış ülkelerde Türkiye lehine lobicilik faaliyetlerinin organize edilmemiş olması.Bu sebeple gelecekte Türkiye aleyhine yürütülecek karalama kampanyalarının engellenmesi veya şiddetinin tehlike arz etmeyen boyuta indirgenmesi mümkün olmayacaktır
20-Siyasilerin halkla ve gençlikle kopuk olmaları.Gerçekten hizmet etmek isteyen dürüst siyasetçiler önce yıllar boyu birikerek bu boyuta gelen güvensizlik sorunu ile baş etmelilerdir.Bu güvensizlik sorununu yenerek halkın güvenini kazanmak ancak uzun bir zaman diliminde sağlanabilir
21-Beyin göçü
22-Ters beyin göçü için gerekli şartların sağlanamaması ve gerekli yatırımın yapılmamış olması.








ÖNEMLİ YÖNETSEL, SİYASAL VE SINIFSAL KAVRAMLAR

1.    Türkiye’de siyaset ve kendine özgü çizgileri

Osmanlı İmparatorluğu’nun o dönemdeki siyasal gelişmeleri, Batı modeline uygun feodalite-burjuvazi veya burjuvazi-proletarya savaşı biçiminde algılanamaz. Osmanlı’da siyaset.

a.    Osmanlı hanedanı ve diğer Türk soyluları
b.    Padişah-saray entrikaları (ulema, yeniçeri, harem, eşraf ve ayan)
c.    Merkezi bürokrasi (İttihat ve Terakki) eksenlerinde aynı zaman aralıklarında gelişmiştir.

Osmanlı’da ilk batıllılaşma hareketleri Fatih ve onun cihan imparatorluğu hedefiyle başlamıştır. Osmanlı’nın son yıllarında ise, sahte bir batıcılık vardır. Bu şekilci bir anlayıştır. Osmanlı kendisini her alanda sollayan Batıya yüzünü dönmek durumunda kalmıştır. Osmanlı imparatorluğunda değişime karşı bir direnç oluşmuştur. Değişime direnen sistemler yozlaşır, çöker. Dış sömürü başlar. (Tıpkı günümüzdeki gibi)

Osmanlı’da sınıfların olmamamsı, sınıf çatışmalarını bunların getireceği aydınlanma ve sanayi devrimlerinin gerçekleşmemesine yol açmıştır. Padişahlar siyasal güçlerini korumak için bir burjuva sınıfı oluşmasına, (Türk unsurlar içinde) izin vermemişlerdir. Osmanlı^nın merkezi ve halktan kopuk bürokrasisi aynı zamanda tabasızdır. Yani herhangi bir sosyal sınıfa veya sınıflara dayanmaz. TC’nin kurulmasından sonra da 1950’lere kadar kendisine ciddi bir taban oluşturamamıştır. Ancak Kurtuluş Savaşı ile merkezi bürokrasi taban bulmaya başlamıştır. Eşraf ve ayan bu bürokrasiyi desteklemeye başlamıştır. Ancak tam anlamıyla kayıtsız bir destekten söz edilemez.

Aydınlanma ile sanayi devrimlerini kaçıran Osmanlı’dan sonra Atatürk TC’nin bu devrimlerin sonuçlarını ithal etmeyi seçmiştir. Vakit dardır ve evreleri atlatmak zaman kaybı olacaktır. Kapitalist sistemin bu iki gelişim aşaması zamana bırakılşmamış, sonuçları direkt olarak uyarlanmıştır.

Burjuvazinin toplumda egemen bir sınıf haline gelmesi süreci Atatürk ile başlar. 1960 yılında anlamlı bir sonuca ulaşır. 1950 -1 960 dönemi burjuvazinin gelişiminde önemli bir ara süreçtir. Ancak bu dönemde  sağlıklı bir burjuvazi oluşturulamamıştır. Ağır bir ekonomik sömürü ve ağa-tüccar-bürokrat ittifakı oluşmuştur. Bu ittifak burjuvazi sınıfı olarak algılanmamalıdır. 1960’lı yıllar ise Toplu sözleşme ve Grev hakları ile birlikte, işçi sınıfının da oluştuğu bir dönemdir. TC’de bildiğimiz anlamıyla sınıflar ancak Cumhuriyetin kuruluşundan yarım asır sonra oluşmaya başlamıştır. Bu Atatürk’ün vizyonu sayesinde olmuştur. 1971 ve 1980 müdahaleleri ile toplumda sermaye birikimi hızlandırılmak istenmiş, bürokrasi toplumsal ittifaklarını daha belirgin bir niteliğe kavuşturmuştur. Tüm bu ana gelişmeler sırasında “Dış Dünya” dört önemli dönemde son derece etkin rol oynamıştır.

1.    1945-1950 Çok partili demokrasiye geçiş
2.    1960-1965 Sosyal refah devletine dönük, çoğulcu demokrasiye geçiş
3.    1975-1980 Türkiye hem müttefikleri hem de düşmanları tarafından “dolaylı saldırı” hedefi yapılmıştır.
4.    1980 ve sonrası Özal’a dış dünyadan büyük destek verilmiş, ekonomi tam olarak dışa açılmış ve AB ile entegrasyon eksenli siyasi politikalar yürütülmeye başlanmıştır. Özellikle 90’lı yıllarda AB dayatmaları göze çarpmaktadır. (Osmanlı’nın son dönemleri akla geliyor)

21. yüzyıla girerken dış dünya Türkiye’nin en önemli belirleyicilerinden biri haline gelmiştir.

ÇAĞDAŞ SINIFSAL ÇÖZÜMLEME

Günümüzde Türkiye için çok etkin ve Batılı tarzda bir sınıfsal çözümleme yapabilmek kolay değildir. Ancak, Cumhuriyetin ilanından bu güne kesinleşen bir iktidar ve güç kavgası vardır. Bu güç kavgası, sınıflaşmayı biraz daha belirgin kılmaktadır. Bu güçler.

1.    Devletçi-seçkinciler
2.    Gelenekçi,-liberaller

1970’lere kadar bu gruplar arasında ciddi bir iktidar mücadelesi vardır. Ancak 70’lerden itibaren bu iki ana güç odağı kendi aralarında alt gruplara ayrılmıştır. Ancak 2000’li yıllarda bu gruplar tekrar bir araya gelecek gibi gözükmektedir. (Farklı birleşimler olabilir) 1970’e kadar CHP Devletçi-Seçkinci, DP-AP ise gelenekçi-liberal kanadı temsil etmiştir. 1971 muhtırası ile AP gelenekçi-devlete yakın bir çizgiye kayıyor. CHP ise yine devletçi fakat demokrat bir çizgiye geliyor. Her iki grupta da seçkinlerin güç kaybı var. İşçi şimdi, bir kısım bürokrasi ve 68 kuşağı gençlik CHP çizgisinde birleşirken. Burjuvazi ve yine bir kısım bürokrasi AP ile birleşiyor. Ancak bu 70’li dönemde CHP ve AP de alt gruplar önce ortaya çıkıyor, sonra kendi oluşumlarını ve güç kavgalarını yapmaya başlıyorlar. Türkiye’de günümüzde bir diğer tabana ve sermayeye sahip ayrı güç odağı olarak görülen İslami kesim işte bu dönemde ortaya çıkıyor. 1980 yılından sonra dönemim koşulları gereği bu 2i grup Özal’da birleşiyor. (1987’ye kadar)

Türkiye’de burjuvazi ağırlıklı olarak gelenekçi-liberal partileri destekliyor. Ancak devletçi seçkinci cepheyi destekleyen çok önemli bir sermaye kesimi de mevcut.. Günümüzde bu tablo parçalara bölünmüş halde. Yaptığımız araştırma ve öngörüler sonucunda gelecek 10 yılda Türkiye’de tam bir sağ-sol ayrımından bahsetmek mümkün değil. Bu süre iki kesimin iktidar mücadelelerine sahne olacak gibi gözüküyor. Bunlar.

1.    Ulusal Demokrasi
2.    Liberal Demokrasi

Ulusal Demokrasi Ekseni, gelenekçi, milli değerlere sahip çıkan, tavizsiz Atatürkçü, laik ve devlet bekası ile ulusal çıkarları politika tartışması yapmayacak olan eksen  
Liberal-Demokrasi ekseni, liberal, demokratikleşme konusunda aşırı istekli(dış baskılar ile), batı yanlısı ve mikro kültürleri tanıma yönlü bir eksen.
Ancak her iki kesimde de seçkinci ve demokratik kimlikli insanlar var.

TOPLUMUN GENEL NİTELİKLERİ VE BAZI ÖNEMLİ TESBİTLER

1.    Ortalama yıllık nüfus artış hızı %1,6. Bu çok yüksek bir rakam. İran ile aynı. Bu her yıl TC’nin reel olarak en az %3,2 büyümesini gerektiriyor.
2.    Nüfus artışı ve ekonomik sebeplerle yaşanan büyük bir göç var. Kentlere doğru yönelen bu göçün önü kesilemiyor. Bu göç sebebiyle,

a.    kentleşme-belediyecilik
b.    işsizlik
c.    trafik
d.    suç oranındaki artış
e.    siyasetteki olumsuz yönlendirici etkiler gibi sorunlar yaşanmakta.

Burada çok önemli bir tespit yapmak durumundayız. Toplumda yeni bir siyasi yönlendirici seçmen kitlesi ortaya çıktı.Kentlere göç eden ve gecekondularda yaşayan bu kesim Türk siyasi hayatında %30’dan biraz daha fazla etkili oluyor.Siyasi yozlaşma, toplumsal dejenerasyon, radikal siyasi görüşler ve başıbozukluklar hep buralardan çıkıyor. Yakın gelecekte bu kesim, bu nüfus artış hız ve göç oranları ile Türkiye’nin yazgısında söz sahibi olan en büyük grup haline gelecek, İşte Refah, MHP, aşırı sol partiler ve bazı terör örgütleri buradan besleniyor. Burada çok ciddi olan sorun kültür yozlaşması. Melez bir kültür oluşmuş. Ne şehirli, ne köylü bunlar. Çağdaş bir kesim değil. İşte bu kültür arabesk özellikler taşıyor. Ben merkezli, yağmacı ve değişken bir anlayış sahip  Toplumun tamamından çok kendi kesimlerinin geleceği ile ilgililer Bu sebeple buralara çok dikkat etmek ve acil bir reform paketi ile bu kesimleri kurtarmak lazım.

3.    Türkiye’de okuma yazmaya bilmeyen 10 milyon kişi var. Kadınların % 18’i daha okuma yazma dahi bilmiyor. Bu açıdan bu kadar geri kalmış bir toplum Avrupa ve Asya’da yok.
4.    Gelir dağılımı çok adaletsiz ve giderek de adaletsizleşiyor.  Düzelme eğilimi yok. Yolsuzluklar ve krizler bunun en önemli sebebi. Türkiye’de en zengin %20 gelirin %50 den fazlasını alıyor. En yoksul &20 ise gelirin ancak %5’ini alabiliyor.
5.    Toplumun sadece 1/5’i herhangi bir sigorta sisteminden yararlanmakta. Kendini güvensiz hisseden bireyden bir verim alamazsınız. Geleceği düşünmez. Sadece günü ve kendisini kurtarmayı düşünür. Umutsuz olur çalışmaz.
6.    Türkiye’de sosyal patlama olmaz Bazı emniyet sibopları var. Kayıt dışı ekonomi sağladığı istihdam ve ucuz alışveriş gücü ile bunlardan en önemlisi. Gecekondulaşma ise halkı ev sahibi yapıyor. Ayrıca siyasi kadroların halk dalkavukluğu da halka sosyal patlama yapmasına engel olmakta.
7.    Türkiye’de öncelikle gençlerde geleneksel değerlerden uzaklaşma var. 1Televole kültürü” toplumu etkisi altına almış durumda. Çağdaşlaşma yok. Kültürel yozlaşma ve emperyalizm had safhada.
8.    azalan kamu yatırımları yüzünden, hiçbir hizmet yeterli düzeyde verilemiyor. Halk her şeyi ta Osmanlı’dan alıştığı gibi devletten bekliyor. Halk verimsiz çalışıyor. Ve çalışmayı sevmiyor.
9.    Ülkeye ve geleceğe duyulan güven en alt sınırda. Özellikle gençlik kaybedilmek üzere.  Beyin göçü ve radikalleşme iki önemli sonuç


21.YÜZYILDA TÜRKİYE’Yİ BİÇİMLENDİRECEK SÜREÇLER VE SONUÇLAR

Türkiye’yi etkileyecek süreçler;

1.    Küreselleşme ( 3 alt etkisi var)

a.    Siyasal etki. ABD dünya jandarmalığına soyundu. Siyasal ve askeri konularda dünyayı şekillendirmeye devam edecek. Türkiye’den müttefiklik ödevlerini yerine getirmesini bekleyecek. AB ve Japonya ise ekonomik açıdan bir savaşa hazırlanmaktalar. Bunun siyasi altyapılarını hazırlamaya çalışıyorlar. Dünyada ciddi bir siyasal egemenlik savaşı yaşanmasını bekleniyor.
b.    Ekonomik etki. Uluslar arası sermaye dünya ekonomileri için önemli etkiler yaratmakta. Türkiye dışa açık ve gelişmekte olan bir ekonomi, “Sıcak para” ekonomimize büyük zararlar veriyor. Buna ilişkin yapısal önlemler süratle alınmalı ve yasalar çıkmalı. Bu uluslar arası sermaye herhangi bir ülkenin güdümünde değil. Bazen ABD’ye bile büyük zararlar verebiliyor. Bir gecede bizim ekonomimizi yerle bir edebilir.
c.    Kültürel etki. 2 önemli etki var.

-    Tüm dünya tek bir Pazar haline geliyor. Tek tip bir insan oluşturulmaya çalışılıyor. (sömürmek için)
-    İnsan hakları kavramı öne çıkarılıyor. Ve mikro milliyetçilik akımları ortaya çıkıyor.

Bu iki süreç ulus-devlet kavramını zayıflatacak unsurlar olarak görülüyor.

2.    Kentleşme

Bu konu üzerinde daha önce durmuştuk. (göç, yetersiz belediyecilik, kültürel yozlaşma)

3.    Demokratikleşme

-    Demokratikleşme Türkiye’de Batı ve onun yanlılarının güdümünde ulusal bir demokratikleşme atılımına ihtiyaç var.
-    Siyasal Partiler Yasası
Yorumlar (0)add
Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
az yorum | fazla yorum

busy
 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2008 Arslan Kaya. Telif Hakları Arslan Kaya' ya Aittir.