Haber:
     
BU KRİZ NE İLK, NE DE SON OLACAK&I Yazdır E-posta
Pazar, 12 Şubat 2012
Güncel sorunlarımızın başına geçti ekonomik kriz. Onunla yatıp onunla kalkıyoruz. Yaşamımızın bir parçası oldu. O zaman geriye bir şey kalıyor. Kriz le nasıl birlikte olacağız? Nasıl onunla kol kola yaşamayı öğreneceğiz.
Dünyada yaşanan krizleri 1800 lü yılların ortasından başlatanlar var. Resmi ilk Dünya krizi ise 1929 yılındaki ekonomik bunalımı olarak tanımlanıyor.
Türkiye ye gelince, ilk ağır ekonomik bunalımın 1994 yılında başladığını görüyoruz. 1994 krizi toplumun tüm kesimlerince yoğun bir şekilde hissedildi. Daha sonraki 2001 yılında başlayan finansal krizin etkileri 2002 yılında yeni sermaye girişi ile azaldı. Bu gün yaşanan küresel krizin iyi anlaşılabilmesi için, tekrarlanan bu ekonomik krizler nereden kaynaklanıyor, bundan sonra nasıl gelişebilir bunların iyi irdelenmesi gerekir.

Her şey 1980 yılının başında ünlü 24 Ocak Kararları ile başladı diyebiliriz. Her ne kadar kararların topluma sunulmasında alışıla gelen bir kavram ‘’ İstikrar Paketi’’ deyimi kullanılmışsa da gerçekte yapılan şey, Dünyadaki yeni değişim ve tercihe uyumlandırma programının hayata geçirilmesidir. Böylece Ekonomi Tarihi açısından klasik karma Ekonomi tercihleri, ağır Devletçi sınırlamalar kaldırılıyor, yeni ekonomik düzen olan serbestleşme ve küresel entegrasyonun adımları atılıyordu. Nitekim  her yıl 24 Ocak Kararlarının yıldönümü törenlerle kutlanıyor,siyasi parti başkanları  ve hükümet  sözcüleri beyanatlar veriyorlar,toplum yeni ekonomik tercihlere alıştırılıyordu.Böylece ekonomi politikalarımız yörünge değiştiriyor,Dünya egemen ekonomilerine biz de sizinle beraberiz,sizinle aynı ekonomik programları uygulayacak hazırlıkları başlatıyoruz mesajı veriliyordu.Bunun ilk adımı olarak mali piyasalar serbest bırakılıyor,ardından ‘’kaygan kur’’ sistemine geçiliyordu.11 Ağustos 1989 tarihinde yayınlanan  Türk Parasını Koruma Hakkındaki 32 Sayılı Karar ile Kambiyo ve Dış Ticaret Rejimini toptan değiştiriliyordu.Bu kararlarla yıllardır özenle korunan ekonomik tel çitler makasla kesilerek kaldırılıyordu.Böylece enflasyon baskısı altında aşınan Türk Lirası uluslar arası piyasaya açılarak TL üzerinden işlem yapacak yabancı ve yerli yatırımcılara spekülatif kazanç sağlama kapısı açılıyordu.Nitekim kısa sürede yeni banka ve finans kuruluşları açılarak TL üzerinden işlem kazanarak ekonomiye katkısı olmayan ama kendilerini büyük işadamı,bankacı  sayan kişi ve kuruluşların spekülatif kazançlara aktaracakları kaynaklara kolay ulaşmalarını sağlayan kapı açılmış olmaktaydı.Bunun devamı olarak döviz bulundurulması,satın alınması,yurt içi ve dışında bırakılması serbestleşiyordu. Dövizin özgürce dolaşımının yolu açılmıştı. Sanayide rekabet şansı olmayan, gelişmesini tamamlamak için dövize ihtiyacı olan Türkiye’nin dövizle borçlandırılması hızlandırılmıştı. Dünya’ya aranan yeni bir Pazar kazandırılmıştı. Böylece ulusal paramız üzerinden hiçbir ülkeye mal satıp alamazken, kıt finansal kaynaklarımızı dövize bağlayıp ara malı, yatırım malı ama  en çokta yeni tanıştığımız tüketim maddelerini kasabalara kadar tanıtıp dövizle satın almaya hız verilmişti. Bunun sonucu olarak bankalar,finans kuruluşları yanında dövizle işlem yapan büfeler açılmış halkın döviz alış verişinden para kazanması özendirilerek döviz talebinin artması sağlanmıştı.  Daha da tehlikeli olan Kamu Kurum ve Kuruluşları da belirli projeleri için borçlanmaya, döviz üzerinden borç almaya yönlendirilmişti. Dövize bağlı faiz giderlerini karşılayamayan temel işletmeler zarar ediyor diye devletin elinden alınarak yurt içi ve dışı organizasyonlara satılmasına, fikri hazırlık yapılıyordu.
Bütün bu uygulamalar 1993 yılından itibaren Dış Ticaret Dengelerinde önlenemez bozulmalara yol açmıştı.1980 yılı başında Türkiye Dış Borcu 20 Milyar ABD doları iken,1993 yılına gelindiğinde 70 Milyar Dolara ulaşmıştı. Ancak kurulan yeni sistemden yararlanacak olanlar  boş durmamışlar, 13 yılda 30 banka kurarak ekonomideki paylaşımda yerlerini almışlardı. Bankalar dışında sayısız finans kuruluşu ve Döviz Büfesi Bankalardan artanları kapmak üzere sistemdeki yerlerini almışlardı.
Bütün bu uygulamalar ve yaratılan yeni finansal araçlar ile oluşan ilave satınalma gücü enflasyonu azdırmış, Merkez Bankası TL nin değerini koruyamamıştı.
Serbestleşmenin ilk ondört yılında Dış Piyasalardan Türkiyedeki faiz oranlarına göre daha düşük faizle borç alınıp, bunu TL ye çevirerek yüksek faizlerle kredi verilmişti. Bunu başaramayanlar düşük faizle topladıkları mevduatları yüksek faizle hazineye satarak ekonomide kolay Para kazanmanın tarihi yazmışlardı.
 








KRİZ NE İLK
NEDE SON OLACAK… ıı

Arslan KAYA

Dünkü yazımızda 1980 yılından başlayarak yaşanan ekonomik olayların bir özetlemesini yaparak 2008 yılında yaşanmaya başlayan Küresel Finansal Krizlerin Türkiye yi etkileme alt yapısını görmeye çalıştık. Şimdi yirmi yıllık bir özet yaparak bugün yaşananların geçmişteki kaynaklarına inmeye başlayalım.
 1989 yılında sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesiyle birlikte, ülkeye giren sermaye, cari açığın artmasına yol açmıştır.1991 yılındaki körfez savaşı ekonomiyi olumsuz yönde etkilemiştir. Yine aynı yılda yapılan seçim, kamu açıklarını arttırmıştır.1994 yıllı ise bütçe uygulama sonuçları, fonlar ve KİTleri ve sosyal güvenlik kurumlarını iflasa taşımıştır. Bu olumsuz gelişmeler kamu kesimi borçlanma gereğini ciddi tutarlara ulaştırmış 1994 krizine ulaşılmıştır. Hükümetin faiz oranını düşük seviyede belirlemesi gerekli finansmanın sağlanmasını zorlaştırmıştır. Bütçe açıkları merkez bankası kaynakları ile finanse edilmeye başlanmıştır. Bu yıllarda ticari banların açık pozisyonda bulanmaları cari işlemler açığının çok yüksek düzeyde olması ve merkez bankasının bütçe açıklarının finansmanında kullanılması Türkiye’yi kriz noktasına taşımıştır. Hükümet yüksek faizin borçlanmaya getireceği yükten kurtulmayı amaçlarken, ekonomiyi krize taşıyan bir politika izlemiştir. Bu yıllarda düşük faiz dövize olan talebi arttırmış yabancı sermaye ve fonların yurt dışına kaçışı kolaylaşmıştır. Merkez bankası ise hazineye kullandırdığı kısa vadeli avanslar ile piyasaya sürdüğü parayı ancak döviz satarak geri çekebilmiştir.
5 Nisan 1994 de açıklanan istikrar paketi ile bir defalık vergi alma, kamu mallarının fiyatlarını yükseltme ve kamu harcamalarının kısıtlanması ile finansman açığının azaltılması hedeflenmiştir. Hükümet 1994 krizinden 1999 yılı sonuna kadar faizleri yüksek tutma politikasını benimsemiş böylece sermaye girişinin arttırılması, kaçışının da önlenmesi amaçlanmıştır. Bu politika yurt içi borçlanmada hızlı bir artışa neden olmuştur.1994 krizinden sonra Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF)kapsamına giren bankalara mevduat güvencesi sağlanması, batık bankaların yükümlülükleri nedeniyle ciddi finansman yükü üstlenilmiştir. 1994–1999 yılları arasında yaşanan Doğu Asya ve Rusya krizleri Türkiye’den sermaye kaçışına neden olmuştur.2000 yılına gelindiğinde ise Ocak ayında uygulanmaya başlanan program ile enflasyonu tek haneli rakama düşürmek amaçlanmıştır. Bu programla birlikte 3 yıl süresince uygulanacak politikalarda kamuoyuna açıklanmıştır. Bu program kapsamında kamu açıklarını hızlı ve kalıcı bir şekilde azaltacak sıkı para politikası uygulaması başlatılmıştır.2000 yılı programı dış şokların olmadığı var sayımıyla hazırlanmıştı. Programla birlikte uygulanan para ve kur politikaları bankaların dışardan borçlanmalarına hız kazandırmış böylece kredi hacimleri de olumlu yönde gelişmiştir. Ancak bankaların sağladığı kredilerin kısa vadeli oluşu kriz riskini artıran bir faktör olmuştur. Nitekim Kasım 2001 de bankacılık sistemi likidite krizine düşmüş, bunun sonucu olarak piyasaya çok yüksek faizle kaynak aktarılmıştır. Faiz oranlarında ki ve repo piyasasında ki anormal oransal artışlar dövize olan talebi azaltması beklenirken tam tersine döviz talebi artmış böylece Şubat 2001 döviz krizi yaşanmıştır. Kasım 2000 de yaşanan likidite problemi Devlet iç borçlanma piyasasında kendini göstermiş, bir bankada başlayan sorun tüm bankacılık sisteminin likidite sorununa dönüşerek bankacılık krizine dönüşmüştür
Yorumlar (0)add
Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
az yorum | fazla yorum

busy
 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2008 Arslan Kaya. Telif Hakları Arslan Kaya' ya Aittir.