Haber:
     
KRİZ DÖNEMİNDE İŞLETMELERDE RİSK YÖNETİMİ Yazdır E-posta
Pazar, 12 Şubat 2012
Gobal ekonomik kriz gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri etkisine almış olup ,pek çok ülkenin,sektörün,işletmenin,çalışanların canını yakmaya başlamıştır.Krizin işletmelerin türüne,işlem hacmine,organizasyon şekline,finansal yapı ve yükümlülüklerine göre şiddet ve etki süresi farklı olacaktır.Ancak yaşanan ve duyumsanmaya başlayan bir gerçek var ki Türkiye’de
KOBİ’ler  başta olmak üzere tüm işletmeleri etkilemeye başlamıştır. Artık krizin şiddeti, süresi  ve  ve nedeninden   daha çok, krize karşı işletmelerin kısa, orta ve uzun vadede almaları gerekli önlemleri ve yönetim uygulamalarını tartışmak gerekmektedir.
Öncelikle işletmelerin kriz yönetim kararına esas olacak bilgi arşivi oluşturmaları gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, her işletme, krize hangi finansal kaynaklar ve yükümlülüklerle girdiğini belirlemesi gerekmektedir. Bu amaçla işletme yönetimi, muhasebe bölümünden ya da sorumlusundan kendi işletmesinin reel muhasebe bilgilerine dayalı bilanço ve gelir tablosunu çıkarttırmalı böylece işletmenin gerçek borç, alacak, varlık ve yükümlülükleri ortaya konularak krize karşı savunma mekanizmalarını oluşturmaları gerekir. İşletmecilikte teknik ismiyle SWOT Analizi de denilen bir çalışmayla işletme içi ve dışı faktörler incelenmek suretiyle sahip olunan güç, zayıflık ve muhtemel tehditler belirlenmelidir. Böylece,bir bakıma işletmenin karşılaşabileceği riskleri ve bu risklere karşı alınabilecek önlemleri irdelemeye yarayacak bilgi arşivi oluşturulmuş olacaktır.

Kriz yönetim kararına esas olacak bilgi sistemi oluşturduktan sonra işletmeyi kısa orta ve uzun dönemde etkileyebilecek tehditlerin bu işletmenin yatırım, finansman, stok yönetimi, personel politikası ve borç yönetimi ile işletmenin alacak tahsilatına etkileri detaylı bir şekilde belirlenmelidir.

Krizde Eylem Planı:


Yaşanmakta olan kriz neresinden bakılırsa bakılsın ekonomik etkilerini birkaç yıl gösterecektir. O halde, işletmenin 2009 yılını kapsayan çok kısa vadeli bir eylem planı yanında normale geçiş yılları kabul edilebilecek 2010 ve 2011 yılları içinde orta vadeli bir eylem planının oluşturulması gereklidir.

Kısa vadede temel hedef olarak, işletme yapısının ciddi yara almadan gelecek yıllara taşınması olarak belirlenmelidir. Bu nedenle var olan borçların ödenmesini sağlayacak, alacakların tahsilinde etkinliği mümkün kılacak, faaliyet hacmini minumum düzeyde azaltacak önlemlerin hayata geçirilmesi gerekecektir. Basit anlatımıyla, giderlerin azaltılması, gelirlerin artırılması, teminatların gözden geçirilerek işlevini kaybetmiş olanların kaldırılması, iyi bir stok yönetim politikası ile finansal giriş sağlayacak şekilde stokların azaltılması,kullanılmayan menkul ve gayr menkul varlıkların elden çıkarılarak nakit imkan yaratılması ilk akla gelen önlemler olacaktır.

Her işletmenin öncelikle yapması gereken işlem banka ve finansal kuruluşlardan sağlanmış olunan kredilerin daha uzun vadeye yayılmasını sağlayacak yapılanmayı gerçekleştirmektir. Sanayi işletmeleri için ücretsiz izin kullandırmak, verimsiz bölümleri kapatmak, üretimde Pazar payını kaybetmeden  sürdürülebilir minumum kapasitelere inmek  uygulamalar ılk basit yöntemler olacaktır.

Makro Ekonomik Gelişmeleri İzlemek
İşletmeler krizden korunma yönünde önlemler alırken,içinde yer aldıkları sektör ve tümüyle ekonomideki gelişmeleri iyi izlemelidirler.ABD deki bir finansal gelişim Türkiyede nasıl etkisini anında göstermişse,Türkiye ekonomisinde var olan gelişmeler doğrudan  işletmeleri etkilemesi kaçınılmazdır.Bu çerçevede Dünyadaki gelişmelerin yansımaları yanında  ülke ekonomik yönetiminin  ya da siyasi erkin ekonomik etki yaratabilecek kararlarının işletmeye olası etkilerini iyi izlemek ve öngörülerde dikkate almak gerekecektir.
Bugüne kadar ki gelişmelere bakıldığında Hükümetin bütçe disiplinini etkileyecek bir uygulamaya girme ihtimali görünmemektedir.Yani kamu harcamaları yoluyla canlanmanın sağlanması,ya da vergi indirimi yoluyla işletmelerde nakit rahatlaması sağlayacak yöntemler kısa vadede uygulanmayacaktır.Tam tersine geçmişte yaşandığı gibi yeni bazı vergisel düzenlemelerle ‘kriz vergileri’ nin gündeme gelmesi mümkündür.Bu nedenle kısa vadede ekonomiyi durgunluktan canlılığa geçirebilecek bir kamusal destek olamayacağına göre,ayakta kalmayı sağlayacak ‘iyi yönetim’ tekniklerinin gereğini yapmaktan başka bir çözüm görünmemektedir.
Öyle görünüyor ki 2009 ve 2010 yılları kar yılı değil ar yılı olacaktır.
 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2008 Arslan Kaya. Telif Hakları Arslan Kaya' ya Aittir.