Haber:
     
İYİMSER OLMAK ZAMANI Yazdır E-posta
Cuma, 20 Mart 2009

Yazının başlığına baktığımız zaman bazen de kötümser olmak da gerekir diye bir anlam çıkabilir.Oysa  insan yaşamının her noktasında olmazsa olmaz bir yaşam biçimi olarak iyimserlik yaşam direnci veren bir zamk gibidir.Kötümser olmak ne kadar kolay ise iyimser olmak o kadar zor,direnç ve dayanma gücü gerektiren,çoğunlukla da belirli değerlere inanmayı zorunlu kılan bir tercihtir denilebilir.

Yaşama tutunmak isteyen herkesin,var olduğuna sevinçle yaklaşarak sürdüreceği bir yaşam anlayışının sevince dönüşen şeklidir iyimserlik.Bu sevinci çoğaltmanın tek yolu ise iyimserliği kalıcı kılacak bir alışkanlığın kazanılmasından geçmektedir.
Günümüzde yaşanan onlarca can sıkıcı,hüzün verici, sevgisizleşen,zamanla da tek               düzeliğe  doğru yol alan yaşam kavgasında sığınılacak sağlam bir liman olmaktadır iyimserlik.Öyle ki bu limana ihtiyaç duymayacak kimseyi de hayal etmek imkansız gibi görünmektedir.
Düşünün bir kere sabah uyanıp gazeteye göz attığınızda , televizyonların haber kanallarını açtığınızda, duyduğumuz hangi haberlerle güne başlıyoruz.Gazze Saldırıları,ölen ve yaralanan çocuklar,tutuklamalar,yargılamalar,iç siyasal kavgalar,cinayetler,gasp ve hırsızlıklar,ekonomik krizde işsiz  kalanlar,kapanan işyerleri,bankaların çağrıda bulunduğu kredi geri ödemeleri,yolsuzluklar,büyük kentlerin çıkmaza giren trafik karmaşası,parçalanmış ailelerin sosyal sorunları,hiç işe girememiş işsizler,20 lira sosyal yardım için birbirlerini ezenler,terörün  yürekleri yaralayan eylemleri vs ,listeyi uzatmak mümkündür.Bu kadar iç parçalayıcı,üzücü ve moral bozucu bir ortamda güne sağlıklı başlamak mümkün değil elbette.Güne bu psikoloji ile başladığımız noktada günün kendi ağırlığı eklenince yaşam direncinin sıfırlanması tehlikesi ortaya çıkacaktır.İşte bu noktada iyimserlik güzelliklerle süslenen ,yaşama sevinci ile direnç kazanan bir güç yaratmaktadır.
Bir sihirli kelime gibi görünen  iyimserlik yanında kötümserlik de gölge gibi bu kavramı izlemektedir. Tıpkı İyilikle,kötülük,sevap ile günah,fayda ile zarar,sevinç ile keder,varlık ile yokluk gibi.Hangisi diğerini bastırırsa insan davranış ve kişiliği de bu yönlendirme etkisiyle gelişir.
Yirminci Yüzyılın ikinci yarısında kendisinden çok söz edilen Lübnanlı Halil Cibran sevinç ve kederin birbirinden ayırt edilemiyeceğini,terazinin bir kefesinde sevinç diğer kefesinde kederin oturtulduğunu,hangi tarafın ağır basacağının insanın kendisine bağlı olduğunu vurgular.Buradaki denge insanın tercihleri ile şekillenmektedir.
İyimserlik ya da kötümserlik kavramları için de aynı değerlendirmeleri yapabiliriz.Tercih bize bağlı.Güne nasıl başlarsak aynı frekansta devam edecektir.Bu belirlemeyi bireysel insan davranışından çıkartarak kurumsal davranışa da taşıyabiliriz.İçinden geçmekte olduğumuz ekonomik kriz tünelinde yol alırken sona olumlu ya da olumsuz birikimlerle ulaşmak kurum yöneticilerinin elindedir.Panik havası içerisinde yönetilen  organizasyonlar özellikle şirketler tüm işletme dengelerini kaybederler.Finansal dengeleri sarsılır,kredi kuruluşları ile olan ilişkileri bozulur,pazarlama kanalları sıkışır,müşteri ilişkileri duruluğunu kaybeder,personelin işletmeye ya da kuruma bağlılığı zayıflar bütün bu gerçekleşmeler işletmenin direncini azaltır,işletme birikimlerini süratle yok eder.Oysa iyimser bir dünya görüşü ile olağanüstü bir dönemden geçildiğinin bilinci ile bu ortamdan çıkmanın kadrosunu,önlemlerini ve çıkış yollarını oluşturarak iyimserliği sermayelerine katanlar mutlaka dirençli bir yapılanma ile daha kısa sürede ölçülebilir sonuçlar alarak yola devam etme şansına sahip olabilecektir.

 

Yorumlar (0)add
Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
az yorum | fazla yorum

busy
 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2008 Arslan Kaya. Telif Hakları Arslan Kaya' ya Aittir.