Haber:
     
Krizden Çıkmamız Avrupaya Bağlı! Yazdır E-posta
Perşembe, 09 Temmuz 2009

Türkiye, küresel krizden en büyük darbeyi yedi. Bunu kimse inkar etmiyor. Olan oldu, ok hedefi vurdu. Geç kalınmış olsa da bazı önlemler alındı. Paketler hazırlandı, uygulaması başlamasa da rüzgarı olumlu oldu.

Bir defa hepimiz kabul ediyoruz ki, bu krizden yediğimiz vurgunun etkisi daha da sürecek. Daha önemlisi belimiz ne kadar büküldü? Ne zaman yeniden ‘’diklenebileceğiz’’? Gayet basit. Türk ekonomisinin iki önemli besleyicisi vardı. Birincisi’’ Dış Borç’’, ikincisi ise’’İhracat’’. Dış borçlanma artık eskisi gibi kolay olmuyor. İki nedenle, birincisi, yabancı kaynak bulmak o kadar kolay değil, herkes parasını saklıyor. İkincisi Türkiye kriz nedeniyle riskli ülkeler sıralamasında öne geçti. Öte yandan Türkiye Ekonomisini ayakta tutan ihracat faktörü, ekonomik kriz ile birlikte zayıfladı. Özellikle Avrupa krizi hisseder hissetmez Türkiye’den mal talebeni azalttı. Diğer ülkelere ihracat yanında Avrupa ülkeleri bizim için çok önemli. Avrupa ne zaman krizden çıkmaya başlarsa Türkiye de bunu derhal hissedecektir. Rusya pazarında da durum iç açıcı değil. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; Rusya’ya yılın ilk (5) ayında yapılan ihracatta V.8 oranında düşüş oldu. Tabii ki bu gelişmede sadece küresel kriz değil, bu ülke ile yaşanan nakliye ve gümrük ile ilgili aşılamayan sorunlar var.

        Madem ki, kriz küresel. O halde Dünyada ki gelişmelere bakmak gerekir.

  • ABD de rekor seviyeye ulaşan işsizlik var.

  • Geçtiğimiz hafta verilerine göre ham petrol ve altın fiyatları yüzde 4.1 ve 0.8 oranında değer yitirdi.

  • ABD’de toplam 7 banka daha kapandı. Amerika’da kapanan banka sayısı 52ye ulaştı.

  • Avrupa Merkez Bankası gösterge faiz oranını değiştirmeden yüzde 1 seviyesinde bıraktı.

        Şimdi krizin hangi ‘’harf’’e daha çok benzediği tartışmaları bitti. Daha doğrusu ‘’kriz  U  çekti’’ yorumu ağır basıyor. Yani ‘’dip’’ göründü. İyimser olma zamanı. Kötüleşme durdu, iyimserlik yaşamımıza girdi. Yani krizden çıkılma zamanı geldi. Her ülke kendi krizinin çıkış yöntemini belirleyerek ona ilişkin önlemlerini alacaktır. Bu önlemler krizin derinliği ve sardığı ekonomik yapılarla doğrudan ilişkili.

       Biz Türkiye’ye dönelim.

       Türkiye ekonomisinin görünümüne baktığımız zaman iç talep yetersiz, yeni yatırım yok, tüketici harcamaları vergisel indirimlerle kıpırdanma yaşadı ancak sınırlı bir sektörde kaldı. Buna rağmen kredi kartı sayısı ise 60 milyon. Korkunç rakamlar. 2007 yılında kredi kartı sayısı 37 milyon iken Mart 2009 itibariyle  luk bir artış oldu. Bankalar sadece kredi kartı vermekle kalmıyor, bedava uçak bileti, otobüs-tren bileti, otel konaklaması, sağlık hizmeti, bedava kontör, bedava araç muayenesi gibi günlük yaşamı kolaylaştıran ‘’cazibe noktaları’’ ile tüketiciye yardımcı oluyorlar.

        IMF ile ilişkiler henüz askıda. Seçim öncesi sonuçlandırılabilecek görüşmeler ne yazık ki, kriz ortamının telaşlı tartışma ve görüşme heyecanına terk edildi. Siyasilerin ekonomik olmayan beyanları, görüşmelere hız verme yerine bilinçli yavaşlatmaya yol açtı.

        Diğer yandan, krize önlem için rahat kullanılabilecek bir ‘’kamusal finansal stok’’ yok. Zaten Kamu’yu yeniden işin içine sokmak, ‘’özelleştirme’’ ile gelinen noktadan kamu eliyle, finans katkısıyla, ‘’yeniden kamulaştırma’’ eylemi fotoğrafına ulaştırır. Özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde kamusal her katkı önlenemez yeni görüntüler ortaya çıkarır.

         Sonuç olarak; krizden çıkış yine krizden etkilenen ülkelerin süratle toparlanmalarına bağlı. Önce ABD, sonra Avrupa kendine geldikçe bizde de bunun olumlu yansımaları kendini derhal gösterecektir. Demek ki, ‘’el sopası’’ olmadan, ‘’el iyiliği’’ dokunmadan bizim iyileşmemiz zor görünüyor.

Yorumlar (0)add
Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
az yorum | fazla yorum

busy
 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2008 Arslan Kaya. Telif Hakları Arslan Kaya' ya Aittir.