Haber:
     
Felsefi Bir Yazı Yazdır E-posta
Salı, 06 Aralık 2011
Çok beğendim. Notlarımın arasından çıktı.Kim yazmış hatırlamıyorum.Kim bilir,içimizden , yanımızdan biri duygularını aktarmıştır.Yazarın eline sağlık deyip kararı size bırakıyorum. Buyrun beraber okuyalım. “Hayatını anlatırken, hayatı anlattı. Hayatım dediği hikaye hatalarla doluydu. Hayatın hataları yaşamak olduğunu anladı.Hikaye aslında bir mücadele ve başarı dizini gibiydi.Birbirine kaynakça olan, birbirini tamamlayan.Yazdıkça çoğalan, çoğaldıkça derinleşen, derinleştikçe karmaşıklığı artan acemi bir örgücünün yumağı gibi. Söze başlarken bir durum tespiti yapıyordu.İki türlü insan var.Birinci bölümdekilerin yaşamı doğarken planlanıyor, çocuklarının da, torunlarının da, hatta sonrakilerin çocuklarının da.Çok fazla bir şey yapmalarına gerek yoktur.Yapsalar da ufalanıp giderler.Onlar sadece kendilerine verilen görevle ilgilidirler.Sadece varoldukları için yaşarlar, yaşadıkça verilen rolleri sadık bir oyuncu gibi icra ederler.Ara sıra rolün metni dışında eyleme girerlerse, senaryonun özgün metnine dönmesi için uyarılırlar. Doymuş ve donmuş bir yaşam serüvenini işler dururlar.Kimseden şikayetçi olmazlar, kimseye de şikayette bulunmazlar.Sorgulama ve sorgulanma genlerinde yoktur.Hayatın akışı içerisinde inşaatla değil, boyaların detayları, süslemelerin dereceleri ile ilgilidirler.Gün ağarırken güne başlamaları büyük projelere sakin bir ortamda başlamak için değil, dingin yaşantılarında yapabilecek bir şey olmadığı için bir an önce rollerini ezberlemek ve oynamak için acele ederler.Birilerinin rahatsız etmeyen sorularına kalıcı ve kesin cümlelerle cevap verirler.Bir kaç kuşaktan bunları tanıyanlar, bunu soyaçekimin asaletten gelen bir davranışı olarak nitelendirirler.Yaşarlar, yaşamdan bıktıkları zaman da, gidişleri sessiz ve role uygun olur.Kimseyi telaşlandırmadan, bıktırmadan, yormadan ve yorulmadan veda ederler.Yenileri yerlerini aynı ağırbaşlılıkla doldurur.Kimse boşluğu fark etmeden yeni aktörü karşılar, onunla barışık rolüne öncekinin bıraktığı yerden devam etmesi için beklerler. İkinci gruptakileri ise ya var olurlar ya da yok olurlar.Hiç tekdüze yaşantıları yoktur.Ya çok sever ya da sevilir.Ya da nefret edilir.Dengeli bir yaşam, bakış ve felsefeleri yoktur.Her gün güne kazanılacak mutlak bir zaferin hazırlıkları ile başlar, savaşın bitişini kendileri ilan ederler.Başeğmeyen yapıları ile kalabalıkta kimseye deymeden ilerlemenin başarısını yaşarlar.Yalnızdırlar, korkusuzlukları doğuştan, kırılganlıkları yaşadıklarındandır.Paylaşmayı severler ancak çoğunlukla kendi payları da gasp edilir, ya da çalınır.Çok güçlü görünmelerine rağmen duygusallıkları onları zayıflatır.Son darbeyi vuramazlar, acır bırakırlar.Zavallılardan hoşlanmazlar, o nedenle zayıf, bencil, korkak olanları dışlarlar.Onları çevrelerinden uzak tutarlar.Yalnızlıklarını duygularıyla gidermeye çalışırlar. İyilikseverdirler, kavgacı kişilikleri mücadele ortamından ileri gelir.Çıkarcılarla işi olmaz, alıngan ve tavırlıdırlar.Çalışkanlıkları dik duruşuyla birleşince hedef olurlar.Yarı gelişmiş kişilikler ve yağmacıların açık hedefi olurlar.Kısa vade de kayıp gibi görünenler, çok sonraları çoğalarak kazanca dönüşür.Çok iz bırakmazlar, yoğun yaşantılarına ve mücadelelerine rağmen binlerce tekrarla yok olurlar.Dirençleri yaşama karşı olup, insanlara karşı kırılgandırlar.Karamsarlıkları yaşam mücadelelerinin verdiği yoğunluktan ileri gelir.Çok koşup az duraklayarak ilerlerler.Duraklarda hiç tanıdık yoktu.Başarıları yalın ve kesintilidir.Kalıcılığa ulaşacak birikim oluşmadan birinciler kendilerini sararlar.Yok edemeyeceklerini anlayınca yola birlikte çıkmayı seçerler.” 08.05.2009
Yorumlar (0)add
Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
az yorum | fazla yorum

busy
 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2008 Arslan Kaya. Telif Hakları Arslan Kaya' ya Aittir.