Haber:
     
DÜNYA EKONOMİSİNDE GELİŞMELER Yazdır E-posta
Pazar, 12 Şubat 2012
 Türkiye ekonomisi sadece ulusal kurum ve kuruluşların yada bağlayıcı düzenlemelerin ( bütçe, yatırım programı gibi ) yönlendireceği sınırlı yönetilebilir bir yapı değil tam tersine uluslararası kuruluşlar, uluslararası banka sistemi, egemen ülkeler merkez bankası kararları, uluslararası piyasaların etkisi altında olan ve bu uluslararası ülke ekonomilerinin ekonomik değişimlerini doğrudan algılayan bir yapıya sahiptir. Bugün Türkiye siyasi, ekonomik, askeri, teknik ve spor alanında yaklaşık olarak 50 kurum ve kuruluşun üyesidir. Bu kurum ve kuruluşların alacakları, politik, ekonomik hatta askeri kararlar ülke ekonomisini doğrudan etkilemekte, başta bütçe olmak üzere Hazine Nakit Dengesini etkilemekte, büyüme, istihdam, iç ve dış borçlar üzerinde ölçülebilir etkileri olabilmektedir. Bu çerçevede Türkiye ekonomisini irdelerken dünya ekonomisindeki gelişmeleri de yakından izlemek bu ekonomilerin ulusal ekonomiye etki derecelerini ölçmek gerekir.

2009 yılında ekonomik veri ve gelişmelere baktığımızda Türkiye ekonomisi gittikçe  etkilerini yaşadığımız bir ekonomik bunalıma doğru yol almaktadır. Bu bunalımın öncelikle ekonomik sonra sosyal ve ideolojik çatışma ve sertleşmelere  yol açması kaçınılmazdır. Bu bunalım, içinde yer aldığı “küresel ekonomi“ koşullarının doğal  bir sonucudur. Çünkü küresel ekonomiye bağımlılık, yapısal bir çok sorunun devamına ve kalıcılığına yol açmaktadır. Ülkenin döviz girişleri döviz çıkışlarının çok altında olunca hep sermayeye bağımlılık sürmekte, uluslararası  sermaye ve egemen yönlendiricilerin etkisiyle sürekli darboğazlar yaşanmaktadır. Bu darboğazı aşmak için alınan dış borçlar yönetenlerce veya borç sahiplerince başarı kabul edilmiştir. Oysa bu “yönetme” ve “bağlı tutmanın”  bir aracı olmuştur.

Günümüzde özellikle gelişmekte olan ülkeler küresel ani sermaye hareketlerinin olumsuz etkilerine karşı bir savunma mekanizması olarak Merkez Bankaları döviz rezervi tutmaya zorlanmıştır. Böylece ülke kaynaklarının bir kısmı atıl rezerv olarak kalmaktadır. Rezervler arttıkça “korkulacak bir şey yok döviz rezervleri artıyor” denilmekte, bu rezerv tutmanın “zorlayıcılığı” ve ekonomik olmayan işlevinden kimse bahsetmemektedir. Genellikle bu rezervler dolar cinsinden tutulmakta, ağırlıklı olarak Amerikan hazine bonolarına yatırılmaktadır.

Dünya ekonomisine topluca baktığımız zaman, 2009 itibariyle dünya ekonomisi 1995-2005 aralığında yıllık %3.8 oranında büyüme sağlarken 2004’te bu oran %5, 2005’te %4.7, 2006’da ise %5.4 oranında gerçekleşmiştir. 2007 tahmini ise 4.9 olarak öngörülmekte idi. 2008 yılında da büyüme 3,7 olarak öngörülmektedir.


Dünyada ekonomik güç dengesi gelişmekte olan ülkelerin lehine değişiyor. Dünya enerji tüketiminin yarısını gerçekleştiriyor, döviz rezervlerinin büyük bir kısmını elinde tutuyor, dolayısıyla “The Economist”in haberine göre bu ülkeler dünya ekonomisinin yarısını karşılıyor. Bu ülkelerin başında Brezilya, Rusya, Çin ve Hindistan geliyor.


 
< Önceki   Sonraki >

Anketler

Kimler Sitede

Şuanda 1 misafir bağlı
Copyright © 2008 Arslan Kaya. Telif Hakları Arslan Kaya' ya Aittir.