Haber:
     
EKONOMİDE YENİ ARAYIŞLAR Yazdır E-posta
Pazar, 12 Şubat 2012
Dünyada yaşanan ekonomik kriz ülke ekonomilerini ciddi boyutlarda etkilemeye devam ediyor.Ekonomik kriz,üretimde ani ve hızlı bir daralma,fiyatlar genel seviyesinde hızlı düşüş,işsizlik oranında ciddi artışlar,iflaslar,ücretlerde önemli düşüşler,sermaye piyasalarında ani inişler ve kurlarda beklenmedik değişiklikler ile kendisini hissettirmektedir. Türkiye’ye baktığınız zaman finansal piyasalarda  daralma,mal ve hizmet piyasalarında üretim düşüklüğü ve talep azalması,işsiz sayısında artış,geçici ve kalıcı işçi çıkartmaları şeklinde etkilerini göstermektedir.
Bütün krizlerin ortak bazı özellikleri vardır. Birinci özellik krizin  genellikle biriken sorunların patlaması ile ani ve beklenmedik biçimde  ortaya çıkmasıdır.

Makro ekonomik veriler kriz  tahminini gündeme getirmek için bir ölçü olmakla beraber ortaya çıkış zamanını  tahmin çok kolay olmamaktadır. İkincisi, krizlerin ne kadar süreceğini tahmin etmekte  kolay değildir.Bir başka nokta ise krizden çıkıldığı kabul edilen noktaya kadar ekonomide ne kadar tahribat yaşandığını başka bir ifadeyle krizin etkilerini ölçmek de çok mümkün değildir.
Küreselleşme ve ülke ekonomilerinin entegrasyonu nedeniyle krizler bulaşıcı ve yaygınlaşıcı bir etkiye sahiptir.

Türkiye’ye baktığınız zaman , makro verilere dayanarak tahmin yapan tüm ekonomistler  ortaya çıkabilecek bir krizin Amerikan kaynaklı olduğunu ve hızla tüm dünyaya yayılacağını tahmin etmişlerdir.
Bunun yanında Türkiye’de 2007 yılından itibaren özellikle cari açık ve dış borçlarda görülen gelişmelerin bu krizin etkisini çoğaltan unsurlar olarak dikkate alınması  gerektiği uyarısı yapılmıştır.
Şimdi geldiğimiz noktada krizin ne kadar süreceği ve etkilerinin ne kadar olabileceğini ölçmek için bu tür krizlerde üçüncü aşama olarak tanımlanan krizin dibinin görülüp görülmediğini belirlemek gerekmektedir.Dibin görülmesi ile kriz nedeniyle ekonomik çöküşün sona erdiği kabul edilen süreç ifade edilmektedir.Bu aşamada varlık fiyatları düşebileceği noktaya kadar gerilemiş,işten çıkartmalar sınıra gelinmiş ,önemli siyasal ekonomik ve toplumsal değişimler yaşanmaya başlanmış demektir.Krizi fırsat olarak görenler için bu dönem dibe vuran varlık fiyatlarını satın alma dönemidir.Halk diliyle söylemek gerekirse onlar nakit sıkıntısına düşen kişi ve kuruluşların varlıklarını yok pahasına satın alırlar.

Böylece gelir dağılımını etkileyecek olumsuz bir gelişmede yaşanmış olur.Çünkü maliyetine ve karına bakmaksızın varlıklarını satanlar toplumun alt ve orta kesiminde faaliyet gösterenlerdir.Gelir transferi ise üst gelir gruplarına doğru yoğunlaşır.Elbette bu dönemde devletin mali kaynağı ve tercihi varsa batan önemli şirketlere finansal destek sağlanır.Hükümet yeterince borçlanamaz ise yeni vergiler yoluyla kaynak yaratılmaya çalışılır.Bu ekonomik koşullar içerisinde alışılmış vergisini ödeyemeyen işletmeler yeni bir sıkıntıyla karşı karşıya gelirler.Bu tablodan  yüzeye çıkış ekonomik krizin son aşamasıdır.İşletmeler kendilerini iyi yönete bilmişler hükümetlerle siyasal bir kaygı olmaksızın  tamamen toplumsal amaçlı politikalar uygulaya bilmişler ise ekonominin kurtuluşu daha da kolaylaşacaktır.Ülke ekonomisini yönetenler ekonomiyi yüzeye çıkarmak için talep artırıcı politikalar yürütürken enflasyonu azdıracak   uygulamalardan da kaçınmak zorunda kalacaktır. Bu ise ekonomide yeni arayışların başlangıcıdır.
 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2008 Arslan Kaya. Telif Hakları Arslan Kaya' ya Aittir.