Haber:
     
VERGİYİ DOĞRU HESAPLAMAK Yazdır E-posta
Pazar, 12 Şubat 2012
Yıl biter bitmez vergiyi doğru hesaplamak, beyana tabi gelirleri vergi yasalarının koşullarına uygun olarak oluşturmak, şirket muhasebecilerini ve serbest çalışan muhasebecileri zorlu bir çalışma temposuna iter. Vergi kanunlarının karışık ve sıkça değişen hükümleri arasında hata yapmadan gelir vergisi beyannamelerini hazırlamak oldukça özen gerektiren bir çalışma gerektirir.
 Vergi ağırlıklı hazırlayacağımız ,birkaç gün arka arkaya sürecek yazılarımızı, izleyenlerin rahat anlayabilmeleri için, kavram ve tanımlamaları basit ve anlaşılabilir şekilde sunmaya çalışacağız.
Kazanç Üzerinden Alınan Vergiler

Öncelikle kişilerin ve kurumların kazançları üzerinden alınan vergileri düzenleyen iki temel kanun vardır. Bunlar Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu’dur.
Gelir Vergisi Kanunu, gerçek kişilerin gelirlerini vergilendirir. Gerçek kişilerin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı, gelir vergisine tabi olur. Buna karşılık Kurumlar Vergisi Kanunu’nda sayılmış olan kurumların bir takvim yılı içerisinde elde ettikleri kazanç Kurumlar Vergisine tabidir. Bu kurumlar ise sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler ile  iş ortaklıklarıdır.
Gerçek kişilerin ticari kazançları, zirai kazançları, ücretleri, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları ile diğer  kazanç ve iratları gelir vergisine tabidir.
 Gelir Vergisi Kanunu, gelire giren kazanç ve iratları tek tek saymış her bir gelir unsurunun tanım ve kapsamını ayrı ayrı vermiştir.
Kanuna göre her türlü ticari ve sınaî faaliyetten doğan kazanç ticari kazanç olarak kabul edilmiştir. Ticari kazanç sahipleri, vergiden muaf olmamak şartıyla, elde ettikleri kazanç için faaliyetleri zararla sonuçlansa dahi her yıl beyanname vermek zorundadırlar.
Gerçek usulde vergilendirilen ticari kazanç sahiplerinin defter tutma yükümlülüğü bulunmakta olup, bu kişilerin, bir takvim yılında elde ettikleri kazançlarını izleyen yılın Mart ayının 25. gününe kadar beyan etmeleri gerekir.
Gelir Vergisine tabi gelir unsurları içerisinde en kapsamlı olanı ticari kazançlardır. Mali idareyle görüş farklılıkları nedeniyle ihtilafların yoğun şekilde  oluştuğu gelir unsuru da ticari kazançlar olmaktadır. Bu nedenle ticari faaliyet ve ticari kazanç kavramlarının Gelir Vergisi Kanunu karşısındaki durumunun iyi belirlenmesi lazımdır.
Ticari ve sınaî faaliyetin ticari kazanca dönüşen bir sonuç yaratabilmesi ve bu faaliyetin sonucunda kar veya zarar elde edilebilmesi için söz konusu faaliyetlerin emek ve sermayeyi bir araya getiren, ticari ve sınaî bir organizasyon içerisinde yapılması gerekir. Bu faaliyetin sahip veya ortakları şahsi işletme, adi ortaklık, kollektif şirketler ile adi komandit şirketler olarak organize olmaları gerekir. Şayet kurulan organizasyon sermaye şirketi ( Anonim, Limited ve Eshamlı Komandit Şirket), kooperatif, iktisadi kamu müessesesi, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletme ve iş ortaklığı mahiyetinde ise Gelir Vergisi Kanunu kapsamı dışında bırakılmakta, bu kuruluşların sağladıkları kazançlar “Kurum kazancı “ olarak Kurumlar Vergisine tabi tutulmaktadır. Ancak Eshamlı Komandit şirketlerde Komanditer ortakların, ortaklık karından aldıkları paylar, şahsi ticari kazanç sayılıp Gelir Vergisine tabi tutulmaktadır.
Gelir Vergisine tabi ticaret veya sanat erbabının kazançları basit usulde ya da gerçek usulde olmak üzere iki şekilde vergiye tabi olmaktadır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 47 ve 48. maddelerinde yazılı şartları topluca taşıyanlar ticari kazançlarını basit usulde tespit etmektedirler.  Basit usul koşullarını taşımayan gelir vergisi mükellefleri ise kazançlarını gerçek usule göre tespit etmektedirler. Gerçek usule tabi işletmeler tutacakları defterler yönünden de ikiye ayrılmaktadırlar. A- 1. Sınıf Tacirler B: 2. Sınıf Tacirler
1.Sınıf Tacirler bilanço esasına göre, 2. sınıf tacirler ise işletme esasına göre defter tutacaklardır.
1.Sınıf Tacirler faaliyet dönemi olan hesap dönemi sonunda bilânço çıkarırlar.Çıkartılan bu bilanço hesap dönemi sonu itibariyle o işletmenin mevcutlarını, alacaklarını, borçları ile özsermaye tutarlarını gösterir. Dönem sonunda  hesaplanacak olan özsermayenin dönem başındakine göre fazla olan kısmı ticari kazanç sayılır. Şayet; tersine fark var ise bu tutarda işletmenin özvarlığındaki azalışı yani zararı gösterir.
Yarından itibaren ticari kazançta özellik arz eden hususlar ile beyan ve vergilendirme esaslarını açıklamaya devam edeceğiz. 02.01.2009

 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2008 Arslan Kaya. Telif Hakları Arslan Kaya' ya Aittir.