BU KRİZ NE İLK, NE DE SON OLACAK&
Salı, 10 Kasım 2009
Güncel sorunlarımızın başına geçti ekonomik kriz.Onunla yatıp onunla kalkıyoruz.Yaşamımızın bir parçası oldu.O zaman geriye bir şey kalıyor.Kriz le nasıl birlikte olacağız?Nasıl onunla kol kola yaşamayı öğreneceğiz.Dünyada yaşanan krızleri 1800 lü yılların ortasından  başlatanlar var.Resmi ilk Dünya krizi ise 1929 yılındaki ekonomik bunalımı olarak tanımlanıyor. Türkiye ye gelince ise ilk ağır ekonomik bunalımın 1994 yılının başlangıcında başladığını görüyoruz.Türkiye 1994 yılında başlayan kriz toplumun tüm kesimlerince yoğun bir şekilde hissedilmiştir. !994 yılında başlayıp yaklaşık sekiz on senede ağırlaşarak tekrarlanan bu ekonomik krizler nereden kaynaklanıyor,bundan sonra nasıl gelişebilir bunların iyi irdelanmesi gerekir.Her şey 1980 yılının başında ünlü 24 Oicak Kararları ile başladı diyebiliriz.Hernekadar kararların topluma sunulmasında alışıla gelen bir kavram ‘’ İstikrar Paketi’’ deyimi kullanılmışsa da gerçekte yapılan şey Dünyadaki yeni değişim ve tercihe uyumlandırma programının hayata geçirilmesi hedeflenmişti.Böylece Ekonomi Tarihi açısından klasik karma Ekonomi tercihleri,ağır Devletçi sınırlamalar kaldırılıyor,yeni ekonomik düzen olan serbesleşme ve küresel entegrasyonun adımları atılıyordu.Nitekim neredeyse her yıl 24 Ocak Kararlarının yıldönümü törenlerle kutlanıyor,s iyasi parti başkanları  ve hükümet  sözcüleri beyanatlar veriyorlardı.Toplum yeni ekonomik tercihlere alıştırılıyordu.Böylece ekonomi politikalarımız yörünge değiştirecek,Dünya egemen ekonomilerine biz de sizinle beraberiz,sizinle aynı ekonomik programları uygulayacak hazırlıkları başlatıyoruz mesajı veriliyordu.Bunun ilk adımı olarak mali piyasalar serbest bırakılıyor,ardından ‘’kaygan kur’’ sistemine geçiliyordu.Devamında İthalat Rejimi büyük ölçüde serbestleştirilmiştir.11 Ağustos 1989 tarihinde yayınlanan  Türk Parasını Koruma Hakkındaki 32 Sayılı Karar ile Kambiyo ve Dış Ticaret Rejimini toptan değiştiriyordu.Böylece yıllardır özenle korunan ekonomik tel çitler makasla kesilerek kaldırılıyordu.Böylece enflasyon baskısı altında aşınan Türk Lirası uluslar arası piyasaya açılarak TL üzerinden işlem yapacak yabancı ve yerli yatırımcılara spekülatif kazanç sağlama kapısı açılıyordu.Nitekim kısa sürede yeni banka ve finans kuruluşları açılarak TL üzerinden işlem kazanarak ekonomiye katkısı olmayan ama kendilerini büyük işadamı,bankacı ve spekülatif kazançlara aktaracakları kaynaklara kolay ulaşmalarını sağlayan kapı açılmış olmaktaydı.Bunun devamı olarak döviz bulundurulması,satın alınması,yurt içi ve dışında bulundurmaları serbest bırakılmıştır.Böylece dövizin özgürce dolaşımının yolu açılmıştır.Sanayide rekabet şansı olmayan,gelişmesini tamamlamak için dövize ihtiyacı olan Türkiye nin dövizle borçlanarak Dünya Pazarlarına aranan yeni  bir Pazar kazandırılmıştır.Böylece ulusal paramız üzerinden hiçbir ülkeye mal satıp alamazken,kıt finansal kaynaklarımızı dövize bağlayıp aramalı,yatırım malı ama çok cası yeni tanıştığımız tüketim maddelerini kasabalara kadar tanıtıp dövizle satın almaya hız verilmiştir.Bunun sonucu olarak bankalar,finans kuruluşları yanında dövizle işlem yapan büfeler açılmış halkın döviz alış verişinden para kazanması özendirilerek döviz talebinin artması özendirilmiştir.Daha da tehlikeli olan Kamu Kurum ve Kuruluşları da belirli projeleri için borçlanmaya döviz üzerinden borç almaları sağlanmıştır.Dövize bağlı faiz giderlerini karşılayamayan temel işletmeler zarar ediyor diye devletin elinden alınarak yurt içi ve dışı organizasyonlara satılmıştır.Bütün bu uygulamalar 1993 yılından itibaren Dış Ticaret Dengelerinde önlenemez bozulmalara yol açmıştır.1980 yılı başında Türkiye Dış Borcu 20 Milyar ABD doları iken,1993 yılına gelindiğinde 70 Milyar Dolara ulaşmıştır.Ancak kurulan yeni sistemden yararlanacak olanlar  boş durmamışlar 13 yılda 30 banka kurarak ekonomideki paylaşımda yerlerini almışlardır.Bankalar dışında sayısız finans kuruluşu ve Döviz Büfesi Bankalardan artanları kapmak üzere sistemdeki yerlerini almışlardır.Bütün bu uygulamalar ve yaratılan yeni finansal araçlar ile yaratılan ilave satınalma gücü enflasyonu azdırmış,Merkez Bankası TL nin değerini koruyamamıştır.Serbestleşmenin ilk ondört yılında Dış Piyasalardan Türkiyedeki faiz oranlarına göre daha düşük faizle borç alıp,bunu TL ye çevirerek yüksek faizlerle kredi verilmiştir.Bunu başaramayanlar düşük faizle topladıkları mevduatları yüksek faizle hazineye satarak ekonomide kolay Para kazanmanın tarihi yazmışlardır.