EVDEYKEN İŞTE OLMAK
Cuma, 13 Kasım 2009

Tüm işletmeler, işyerleri, insanlar gibi çocukluk, gençlik, olgunluk dönemleri yaşarlar. Çocukluk dönemi işletmelerin en kolay dönemidir. İşletme kurucusu (patron) bilgi, birikim ve deneyimleri ışığında işletmeyi yönetir. Doğru ya da yanlış, eksik veya fazla tüm kararları “patron” alır. Bu kararları uygulayan çalışanlar, zaman zaman uyarı görevi yapsalar da etkili olamazlar. İşletmenin ölçeği küçük ya da orta büyüklükte iken işletme sahibi fiilen işin başındadır, öğretendir, eğitendir, sonuçlarını aldığı sürece, işte kurduğu düzen kolay kolay değiştirilmez.

Şirket büyüdükçe, aileden olmayanlar da görev alırlar. Bazen onlardan “işletme körlüğü”nün giderilmesi için çok şey beklenir. Hatta kurumsallaşmanın  ilk adımı bu kişi  ile başlar. Bu kişi aldığı “emaneti” daha iyi noktalara taşıma hırsı ile çalışır. Kısa sürede işletmenin alışılmış işleyişinden farklı bazı düzenleme ve düzeltmelerle işe koyulur. Heyecanı ,fazla   enerjisi  ile günlük çalışma saatlerinin üzerine çıkar. Yazımıza başlık yaptığımız gibi “evdeyken iştedir”. Büyüme ve değişim hedefi yanında patrondan sonraki adam olma amacı vardır. Ancak işi çok zordur. Her kararında, iş sahibinin ne düşünebileceğini de tahmin etmek zorundadır. “Patron olsa bu konuda şöyle düşünürdü” yargısına ulaşmadığı hiçbir işlemde karar alamaz. Alsa da riski de baştan almış olur. Aylar geçtikçe, patrondan sonraki adamın iş yükü artar. Profesyonel bir yönetim organizasyonu kurmaya çalışsa da, patronun daha fazla güvenini kazanmak için, kendine ait olmayan işlere de karışır. Çalışma saati, on onbeş saate kadar gidebilir. Bütün duyguları ve enerjisi işletme içindir. Aile, okul arkadaşları, sosyal çevre ikinci planda kalmıştır. Böylece çocukluk dönemindeki işyeri, hayat patron ve işi yapan ikinci adam arasına sıkışır.

Gençlik aşamasına geliş, biraz da işletmenin büyümesi ile olur. İşler, patron ile onun sağ kolunun enerji ve gücü ile götürülemez boyutlara gelince, yeni “cankurtaran teknisyen’’lere ihtiyaç duyulur. Bu ikilinin, üç saat daha fazla çalışması yerine yeni unsurların sisteme katılması suretiyle işlerin götürülmesi kararlaştırılır. İşletme artık “uyumlu çocuk” döneminden ergenlik döneminin dalgalanan “gençlik dönemi”ne gelmiştir.

İşletmenin en keyifli dönemi gençlik dönemidir. Yeni insanlar, yeni heyecanlar,  o ana kadar ulaşılmamış pazarlar, değişik finansman araçları, önerilen yönetim modelleri, sayısal olarak çoğalan işçi ve çalışanların yönetimi, her biri yeni bilgi ve deneyimlere ihtiyaç göstermeye başlar. Bu sefer kendisi olgunluk çağını yaşayan patron, işletmenin gençlik döneminin kalıcı bir işletme yapısına taşınması için arayışlara başlar. İnsanları dinlemeye başlar. Sosyal organizasyonlara katılır. Hatta çok sıkıcı bulduğu konferansları bile izlemeye başlar.

Bu evrede, danışmanlar devreye girer. Patron ve onun sağ koluna, olması gerekenleri anlatırlar. Yeni yönetim sistemi ve çalışma esaslarına ilişkin önerilerde bulunurlar. Patron ve sağ kolu olan yöneticinin de sınırları çizilir. Artık her şeyi istedikleri gibi yapma özgürlükleri sona ermektedir. Yeni düzende ortakların, patronun, yöneticilerin ve çalışanların yetki, görev ve sorumlulukları tanımlanmış durumdadır. Bu yapıyı bankalar, devlet, iş yapılan müşteri ve satıcılarda istemektedirler. Çünkü, son kararı verecek kişi bu sistemde yoktur. Prosedürler yazılı olarak belirlenmiştir. Her işlemin nasıl başlayıp sonlanacağı bellidir. Her işlemin maliyeti işletmeye muhtemel katkısı da bellidir. Artık eve iş götürme yerine, eve götürülen işi yapacak yeni bir görevli ve sorumlu işbaşındadır. Artık işletmede satın alma, imalat, pazarlama, muhasebe finansman hizmetleri belirli kişilerin sorumluluğundadır. Geleceğe ilişkin planlar, iş bütçeleri, nakit bütçeleri ortaklaşa kararlarla alınmaktadır. Yavaş yavaş olgunluk dönemine gelinmektedir. Yönetim sistemi, kurumsal yönetime ve onun ilkelerine uyumlu bir bilgi sistemine kavuşmaktadır. Yatırım kararları, alternatif finansman imkanları, iş çeşitlemesi, ürün kalite ve verimliliği takım çalışması ile sağlanmaktadır. Hizmet içi eğitim, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmektedir. Şirketin 5 ya da 10 yıllık hedefleri belirlenmeye başlamıştır. Büyüme ve gelişmenin sınırları çizilmiştir. İnsan kaynakları ayrı bir bölümün sorumluluğunda izlenmekte ve yönetilmektedir.

Sonuç olarak olgunluk çağı kalıcılığın mertebesidir. Çok büyük hatalar yapılmadığı sürece işletme için yeni, olağanüstü güçlere sahip yöneticilere ihtiyaç yoktur. Kurulan sistem geriye düşmedikçe, bilinçli yanlışlıklar yapılmadıkça, hep var olacaktır.